• Yazılar > Yaşar Ürük

     YENİ ASIR

 

     İzmir Devlet Konservatuvarı, devlet sanatçımız, violonist Suna Kan ile birlikte Bademler Köyü kadınlarına seslenmeye gitti...

      Türk kadını ve çağdaşlık konusu üzerinde ülkemizde yoğun tartışmaların yaşandığı geçen hafta, Kadınlar Günü nedeniyle Cumhuriyet döneminde yaptıklarıyla İzmir'de önemli izler bırakmış öncü kadınlarımızdan söz etmiştim. Bugün ülkemiz müzik tarihine yazılacak kadar önemli bir sanat olayından söz etmek istiyorum. Olayın geçtiği yer Bademler Köyü; olayın kahramanı ise İzmir'in çağdaş sanat kurumlarından ve gözbebeğimiz İzmir Devlet Senfoni Orkestrası.

 

     İzmir, işgalden önce oldukça canlı bir müzik hayatına sahne olan ve dünya müziğini etkileyici birçok müzik akımı ve şarkıya adeta bir kültür köprüsü görevini yapmış bir şehirdir. İzmir müzik tarihi konusunda akademik anlamda yapılmış tek çalışma yoktur. Kısıtlı konularda birkaç yayın yapılmıştır, ancak onlarda bir elin parmaklarını geçmez. Müzik araştırmacıları ya da müzik bilimciler, antik dönemden günümüze kadar müzik alanında bu kadar önemli bir şehrin müzikal öyküsünü yazmaya cesaret edememişlerdir. Komşumuz Yunanistan'da bu konuda oldukça ciddi çalışmalar yapılmasına karşın onlar da temel olarak İzmir'deki Rum azınlık müziği üzerinde durmuşlar, Türk müziği hakkında ise nerede tek söz etmemişlerdir. Bu konuda 35 yıldır sürdürdüğüm araştırma ve çalışmalar tamamlanmak üzere. Böyle bir çalışmanın İzmir'e yalnızca sanat tarihi açısından değil, kentin kimliği ve bir başka açıdan bilinmeyen tarihi hakkında da önemli kazanımlar sağlayacağını düşünüyorum. Söz gelimi dünyada 7 ayrı şehrin "hemşehrimizdir" iddiasında bulunduğu ünlü ozan Homeros'un gerçekten İzmir doğumlu olduğunu şehrimizin müzik tarihi kanıtlar durumdadır.
  

      Dünya çapında tanınan orkestramız, 8 Mart Kadınlar Günü'nde artık geleneğe dönüştürdüğü bir konseri yineledi. Yine tüm dünyanın tanıdığı Devlet Sanatçımız, violonist Suna Kan ile birlikte Bademler Köyü kadınlarına seslenmeye gittiler. Orkestranın müdürü, sevgili kardeşim Kenan Gökkaya, beni de davet edince, bu kadar önemli bir sanat olayına tanık olmak için tüm çalışma düzenimi değiştirip, onlarla birlikte ben de Bademler'e gittim. O gün için özel olarak oluşturulan gruptaki sanatçı arkadaşlarımın çoğu da bayandı. Köyde bizi nasıl ağırlayacaklarını, Suna Kan'ı nerelere oturtacaklarını bilemediler. Urla zeytini, köy zeytinyağı, kıpkırmızı hormonsuz domates, köy peyniri yerken ülkemizin en aydın köylerinden bir olan Bademler'i konuştuk. Dile kolay; bu köyde yaşayanlar, 75 yıldır hiç duraksamaksızın tiyatro oyunu sahneliyorlar. Ülkemizde bir köyde sahneye çıkan ilk kadın oyuncu da Bademler'di. Bu tiyatro sevdası onlara kırk yıl önceleri iki sinema serüveni yaşatır. Berlin Film Festivali'nde, ülkemize Altın Ayı Ödülü'nü kazandıran "Susuz Yaz" ile kısa zaman sonra çekilen "Pembe Kadın" filmleri Bademler'de çekilir. Bu arada harekete geçen köy halkı, imece usulüyle köylerine bir tiyatro salonu kazandırmak için gece gündüz çalışırlar. Yine de salonu tamamlayamazlar. Emekleri ve paraları tükenme noktasına gelmişken yardımlarına Yaşar Holding koşar ve salon tamamlanır.


     İşte 1969 yılından bu yana hizmet veren salon, o gece kapılarını kapatamadı. 153 koltuklu minik salona İzmir'in her yerinden yüzlerce sanat dostu insan geldi. Ülkemiz konukseverliğinin örneği olan köylüler, kendileri için düzenlenmiş konserde yerlerini hiç duraksamadan köylerine gelen konuklara verdiler. Sahne içinde, basmaklarda, yerlerde oturup, o geceyi izleyenlerin yaşadığı duygular anlatılamaz. Adeta Bademler çiçek açtı. Dünyanın en önemli keman sanatçılarından biri, arşesini bile güçlükle çekebildiği küçücük bir sahnede kendisine kalan daracık bir alanda, soluklarını tutmuş insanları sanatın gücüyle bir kez daha büyüledi. Cumhuriyetimize yakışan örnek kadınlardan biri olan, çağdaş sanatçımız Suna Kan, tüm genç sanatçılarımıza örnek olacak bir sadelik ve dimdik duruşla, konçertonun tüm kıvrımlarını kulaklarımıza nakşederek hepimizi ışığa boğdu. Yaşından söz etmemizin hiçbir sakıncası olmadığını söylediği için burada onunla gurur duyarak yazmak istiyorum; yetmiş iki yaşında olduğu halde parmaklarıyla bu kadar büyülü sesler basabilen bir sanatçı, ülkesine de ancak bu kadar yakışabilir.


      O gece Bademler'de, kadın orkestra şeflerimizden Sera Tokay yönetimindeki İzmir Devlet Senfoni Orkestrası tüm kadınlarımızın şahsında ülkemizin çağdaş uygarlık savaşında bir selam daha verdi. Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi tamamlandığında, orkestramızın dünya çapında işler üreteceğine hiç kuşkum yok. İyi ki varlar ve iyi ki İzmir'deler.

38.107.191.101
DUYURULAR
FORUM
ANKET
Önümüzdeki dönemlerde hangi etkinliklerin yapılmasını ve görev almayı istersiniz?
Köy senatosu
Bademler Festivali
Yabancı Öğrenci Değişimi
Azmak Deniz Bayramı
Atık Toplama Etkinliği
Spor turnuvaları
İşgücü Yaratma Projeleri

 

Site tasarım ve yazılımı: Membra A.Ş.